Üstünde rakı içilen masalar hakkında çok şey söyleyebilir balıklar elbet.
Ve balıkların kurduğu 'Ankara'lı cümlelerin içinde 'kasvet' vardır hep biraz.
Büyük bir açmaz bu.
Oysa ben gökyüzüne uzanıyordum dün sere serpe,
Kar helvası yediriyordum çocukluğuma soba-başı,
Sekteye uğratıyordum gelmişi ve dahi geçmişi,
Mutad ziyaretlerde bulunuyordum budalalıklarıma.
Ama balıklar dedim ya,
Bu budalalıklara hiç aşina değil.
Üstünde sigara içilen masalar hakkında çok şey söyleyebilir anneler elbet.
Ve annelerin kurduğu 'Sakın! 'lı cümlelerin içinde hasret vardır hep biraz.
Büyük bir çıkmaz bu.
Oysa ben çiçek yetiştiriyorum bugün sigara dumanlarında.
Gri papatyalar asıyorum odamın beyaz tavanına.
Bizatihi kaçıyorum pencere aralıklarından.
Koşuyorum vasıfsız ah-vahlarıma.
Ama sigaralar dedim ya,
Bu küllüklere hiç yabancı değil.
Üstünde mektup yazılan masalar eğer hala varsa,
Ben aslında,
Yarın,
Yokluk çekeceğim sana doğru.
Sunday, 16 November 2014
Sunday, 12 October 2014
Böyle
Bu daima böyledir.
Ne zaman güzel hissetsen,
Taammüden güneş öldürmekle yargılanırsın.
Nefislerine can düşmanlarıymış gibi davranmaklarda ne buluyorlar?
Ama ben,
Yine,
Kafamın tasını attırmayı başaracağım.
Yerde dağılmış mücevherler tahviller,
Daha ne kaldı der gibi bakacağım.
Aslında bunların alayı geldiği gibi gider,
Bir tek
Halı kalır.
Bu daima böyledir.
Ne zaman güzel hissetsen,
Taammüden güneş öldürmekle yargılanırsın.
Nefislerine can düşmanlarıymış gibi davranmaklarda ne buluyorlar?
Ama ben,
Yine,
Kafamın tasını attırmayı başaracağım.
Yerde dağılmış mücevherler tahviller,
Daha ne kaldı der gibi bakacağım.
Aslında bunların alayı geldiği gibi gider,
Bir tek
Halı kalır.
Bu daima böyledir.
Tuesday, 30 September 2014
Zahide
Islak masalar,
Sandalyeler geçtim ıslak,
Palas pandıras yürüdüm mevsimlerce.
Lakin,
Sandalyenin sadece bir sandalye olmadığını anlamam bir ekinoks günüdür:
Amennaların sirayet ettiği sandalyeler,
İnsan kokusu sinmiş sandalyeler.
Otursam vakur,
Oturmasam yalnızmışım meğer.
Misal masa deseydim,
Sığ konuşmuş olurdum,
Zira,
Masa,
Her halükarda bir masadır.
Sandalyeler geçtim ıslak,
Palas pandıras yürüdüm mevsimlerce.
Lakin,
Sandalyenin sadece bir sandalye olmadığını anlamam bir ekinoks günüdür:
Amennaların sirayet ettiği sandalyeler,
İnsan kokusu sinmiş sandalyeler.
Otursam vakur,
Oturmasam yalnızmışım meğer.
Misal masa deseydim,
Sığ konuşmuş olurdum,
Zira,
Masa,
Her halükarda bir masadır.
Saturday, 20 September 2014
Ve
Ve bitiyor son yaz.
Bu zamanlarda kutsal bir şey yok.
Düstursuz ve gıyaben korkulan karanlıkların yüzüme vurması,
Tragedyalardan çiçekler yetiştirmek sanki ve biraz.
Ve bir gün omzuma Fikret Mualla oturur.
Marazi düşünceler vurur yanaklarıma.
Gözleriyle,
Bana,
Sahaf kokusu yayar yeni yetme bir günah ve.
Son zamanlarda kutsal bir şey yok mu sanki biraz?
Ve daha sonraları da bitiyor son yaz.
Homurdanarak geçtiğim yollar ne kalabalık!
Bitimsiz bir gaflet anı kaçtı gözüme:
Hırpani kılıklı siz pek sevgili şairler,
Gelin sulayın kaktüslerimi, görsün gözlerim ve
Payesine ulaşırız kutsal şeylerin belki biraz.
Friday, 19 September 2014
Tuesday, 2 September 2014
Zırva
Latince anlamaya çalışır gibi dikkatle zırvalıyorum.
Kafamda milyonlarca insan,
Birçoğununki sanki daha ziyade,
Birer balgam söktürücü ismi.
Tınısı yok.
Manası yok.
Duramıyorum.
Tükürüyorum.
Bu kuruntular bana nereden geldi bilmem.
Dün?
Bugün?
Yarın?
Pimpirikliğimi dahi artık kanıksıyorum da,
Evde insandan başka bir canlının yaşayabilme ihtimalini anlayamıyorum.
Farklı bir nefes.
Farklı.
Pısırık değilsin diyorlar,
Belki de,
Kedilere dair duyduğum safsatalardır beni bozum eden.
Sanrılı hayvanlarmış kediler.
Kinciymişler.
Hayır.
Yok!
Ben krapon kağıtlarımla mutluyum:
Birinci sınıfta yaptığım kedi merdivenlerimle.
Kediler geçmişe doğru merdiven çıkarlarken güzel.
Kafamda milyonlarca insan,
Birçoğununki sanki daha ziyade,
Birer balgam söktürücü ismi.
Tınısı yok.
Manası yok.
Duramıyorum.
Tükürüyorum.
Bu kuruntular bana nereden geldi bilmem.
Dün?
Bugün?
Yarın?
Pimpirikliğimi dahi artık kanıksıyorum da,
Evde insandan başka bir canlının yaşayabilme ihtimalini anlayamıyorum.
Farklı bir nefes.
Farklı.
Pısırık değilsin diyorlar,
Belki de,
Kedilere dair duyduğum safsatalardır beni bozum eden.
Sanrılı hayvanlarmış kediler.
Kinciymişler.
Hayır.
Yok!
Ben krapon kağıtlarımla mutluyum:
Birinci sınıfta yaptığım kedi merdivenlerimle.
Kediler geçmişe doğru merdiven çıkarlarken güzel.
Monday, 25 August 2014
Bulantılar
Gökyüzündeki gemileri görebilmek adına,
Kambur oturmuyorum artık tekli koltuğumda.
Ve kafam güzelleşmiyor nicedir,
İçimi ve dışımı çiçeklerle çocuklarla dolduruyorum:
Kusmak üzereyim.
Cebimde her daim bir avuç susamın ve bir kalemin olması,
Bir parça beleş deniz bulma konusundaki ısrarımdan değil de nedir?
Ölmeyeyim istiyorum bu kez velhasıl,
Geceleri yatmadan evvel bir saniyelik danslar edeyazıyorum:
Kusmak üzereyim.
Böyle havalarda, böyle bir ruhla yaşamak,
Bi zatihi kahve telvesi idiyse de ,
Üstesinden gelinmeyecek bir şey değil diyor birileri.
Kalbimden geçenleri bir bir yutuyorum:
Kusmak üzereyim.
Ben yürüdükçe geri geri gidiyor adımlarım-kendi evimde.
Bu saatten sonra gideceğim tek yer dünyasız bir uzay.
Uzatma n'olur! Geceleri dışarı çıkanlar evlerinde uyumazlar!
Gelmediklerinde senin, ben yastıksız uyuyorum:
Kusmak üzereyim.
Kambur oturmuyorum artık tekli koltuğumda.
Ve kafam güzelleşmiyor nicedir,
İçimi ve dışımı çiçeklerle çocuklarla dolduruyorum:
Kusmak üzereyim.
Cebimde her daim bir avuç susamın ve bir kalemin olması,
Bir parça beleş deniz bulma konusundaki ısrarımdan değil de nedir?
Ölmeyeyim istiyorum bu kez velhasıl,
Geceleri yatmadan evvel bir saniyelik danslar edeyazıyorum:
Kusmak üzereyim.
Böyle havalarda, böyle bir ruhla yaşamak,
Bi zatihi kahve telvesi idiyse de ,
Üstesinden gelinmeyecek bir şey değil diyor birileri.
Kalbimden geçenleri bir bir yutuyorum:
Kusmak üzereyim.
Ben yürüdükçe geri geri gidiyor adımlarım-kendi evimde.
Bu saatten sonra gideceğim tek yer dünyasız bir uzay.
Uzatma n'olur! Geceleri dışarı çıkanlar evlerinde uyumazlar!
Gelmediklerinde senin, ben yastıksız uyuyorum:
Kusmak üzereyim.
Subscribe to:
Posts (Atom)

